Vatanım Sensin General Cevdet Kimdir Kurtuluş Savaşındaki Yeri ve Yaptıkları Binbaşı Cevdet

Kanal D ekranlarının reyting rekorları kıran yeni dizisi Vatanım Sensin ilgiyle izleniyor. En çok merak edilen ise gerçekte Albay Cevdet kimdir Kurtuluş Savaşında ne yapmıştır. İzmir'in işgali nasıl olmuştur, neler yaşanmıştır gibi sorular internet ortamında en çok sorulan sorular arasında. İzmirin işgali sırasında Albay General Cevdet adında bilinen biri yoktur.

Vatanım Sensin General Cevdet Kimdir Kurtuluş Savaşındaki Yeri ve Yaptıkları Binbaşı Cevdet Son Haberler
Bu içerik 265 kez okundu.

Kanal D ekranlarının reyting rekorları kıran yeni dizisi Vatanım Sensin ilgiyle izleniyor. En çok merak edilen ise gerçekte Albay Cevdet kimdir Kurtuluş Savaşında ne yapmıştır. İzmir'in işgali nasıl olmuştur, neler yaşanmıştır gibi sorular internet ortamında en çok sorulan sorular arasında. İzmirin işgali sırasında ve Kurtuluş Savaşında Albay Cevdet adında bilinen biri yoktur.

Zaten Vatanım Sensin Dizisinin başında da bu hikayede anlatılan olaylar ve kişiler tamamen kurmacadır ifadesi yer almaktadır. 

Ama arıştırmalara göre Albay Cevdet'e hayatı benzeyen veya ilham alınan bir vardır.

Albay Cevdet'in o dönemki lakabı Gavur Mü'min, asıl adı Mü'min Aksoy'du. Albaydı.

Yüzbaşı Gavur Mü'min, tarihimizin derinlerinde namını, şanını, nefsini Vatanın kurtuluşu için bir kenara atmış kahramanlarımızdan biri. İzmir'de 1892 yılında dünyaya gelen İbrahim oğlu Mü'min, 1911 yılında Beylerbeyi Yedek Subaya Okulu'ndan Teğmen rütbesiyle mezun oldu. Balkan savaşları ve Birinci Dünya Savaşında çarpıştı. İzmir'in işgalinden hemen önce Jandarma Genel Komutanlığı'nın talimatıyla İzmir Jandarma Alay Komutanlığı'nda görevlendirildi. İşgal günlerinde İzmir'de bulunan Yüzbaşı Gavur Mü'min, işgal altındaki şehirde güçlü bir yeraltı teşkilatlanmasına sahip olan, asker ve sivillerden oluşan Türk istihbaratının önemli bir üyesi olarak görev aldı. İşgal sırasında Yunan askerlerine esir düştü ancak bir yolunu bulup kaçmayı başardı. İşgal Kuvvetlerinin güvenini kazanan dönemin İzmir Belediye Başkanı dayısı Hacı HASAN Paşa sayesinde İzmir'de kaldı. Fesi çıkardı ve fötr şapka taktı. Çok iyi Rumca konuştuğu için işgalcilerin ve Rumların mekanlarına girip çıkarak güvenlerini kazandı.
 
Bir süre sonra İşgal Kuvvetleri Komutanı Zafirio'nun da gözüne girmeyi başaran Yüzbaşı Gavur Mü'min, Yunan işgalini kolaylaştırmak için işgal kuvvetlerine sözde yardım etmeye başladı. İşgalcilerle ilişkisi yüzünden İzmirli Türkler Mü'min Bey'e “Gavur Mü'min”, “Hain Mü'min” lakabını taktı. Sürekli hakaretlere uğrayan Gavur Mü'min kendisi tarafından kaleme alındığı ileri sürülen bir notta bu durumu şöyle açıkladı: ‘'… Kurtuluşu için ölesiye, öldüresiye dövüştüğüm İzmir'de yüzüme bile tükürenler oldu. İtiraf edeyim ki o tükürükler, çarpıştığım cephelerde yediğim kurşunlardan daha fazla acı ve ıstırap verdi bana… Ama ne yapayım ki, o sırada içerisinde bulunduğum durum ve şartlar gerçekteki durumu açıklamama engeldi. Ölmekten değil de, bir şeyden çok korkuyorum: Gerçeği anlatamadan ölmek ve tarihe bir vatan haini olarak geçmek 
ANKARA'YA BİLGİ AKIŞI
 
İşgalcilerin güvenini kazanan Yüzbaşı Gavur Mü'min, Yunan Karargahı'ndan elde ettiği bilgileri, Anadolu'ya iletiyordu. Bu bilgiler Yunan ilerleyişini ciddi ölçüde etkiliyor ve Ankara'ya hazırlık için zaman kazandırıyordu. Ancak Mü'min Bey Türk kuvvetleri arasında düşman için çalışan işbirlikçi bir ajanın ihbarı üzerine Yunan İstihbaratı tarafından açığa çıkarıldı. Müebbet hapis cezasına çarptırılarak Atina'ya gönderildi. Kurtuluştan sonra, Türk-Yunan esir değişimi sırasında bizzat Mustafa Kemal'in emriyle, General Trikopis'e karşılık takas edildi.
 
Mü'min Bey yurda döndükten sonra da türlü zorluklarla karşılaştı. Çok sevdiği askerlik mesleğine dönmek için yaptığı başvurular uzun süre reddedildikten sonra kabul edildi. Albaylığa kadar yükseldi, Van Mıntıka Komutanlığı yaptı. Albay rütbesiyle görevli olarak Hakkari'ye giderken zatürreye yakalandı, 24 Ocak 1948'de hayatını kaybetti. Kurtuluşu için ölesiye ve öldüresiye dövüştüğü İzmir'de kavga dolu hayatı son bulan Gavur Mü'min'in Balçova'daki mezarında ‘Kurtuluş Savaşı'nın Bir Numaralı Casusu' yazısı olduğu kayıtlara geçti

Albay Mü'min'in ölüm ilanı 25 Ocak 1948 tarihinde İzmir'de yayınlanan “Demokrat” isimli yerel gazetede yer aldı. İlanı “Eski Bir dost” imzasıyla arkadaşı yazmıştı. İlanı yazan arkadaşı ona ait şu cümlelere yer verir: Tarih büyük ve kalabalık yer, şayet her vazifesini yapan oraya girmeye kalkışırsa, burada olduğu gibi orada da birbirimize gireriz!… Ben sadece vazifemi yaptım”

Halit Ergenç ve Bergüzar Korel’in başrol oynadığı, Türkiye’de olduğu kadar dünyanın pek çok ülkesinde de merakla beklenen “Vatanım Sensin” dizisinin internete özel fragmanı yayınlandı.

Güçlü oyuncu kadrosunun yanı sıra prodüksiyonuyla da dikkat çeken, yarın akşam Kanal D ekranında izleyicisiyle buluşmaya hazırlanan “Vatanım Sensin”in internet özel fragmanı dünyanın pek çok ülkesindeki izleyici tarafından beğeniyle paylaşıldı.

İşgal günlerinde parçalanan bir ailenin yeniden bir araya gelme hikayesiyle izleyicisini ekrana kilitlemeye hazırlanan “Vatanım Sensin” büyülü, tutkulu ve unutulmaz bir aşkın, işgalin gölgesinde ayakta kalma mücadelesini anlatıyor.

Balkan Harbi ve İzmir’in işgal dönemiyle başlayan, kimin hain, kimin kahraman olduğunun ilk bakışta asla anlaşılamayacağı bir dönemi ekrana getirecek olan “Vatanım Sensin” işgal altındaki şehirde, parçalanan bir ailenin yeniden bir araya gelme hikayesidir.

Vatanım Sensin” Türkiye’nin ve İzmir’in yaşadığı işgal günlerini adeta yeniden yaşatacak sahnelerin çekimine İstanbul’da kurulan dev platonun yanı sıra; yine İstanbul, İzmit, Ayvalık ve İzmir’de dönemin dokusuna göre seçilen ve döneme uygun olarak çekime hazırlanan mekanlarda devam ediyor.

Hummalı ve titiz bir çalışma yürüterek 1900’lerin Selanik ve İzmir’ini adeta yeniden kuran dizinin sanat grubu, aylar süren çalışmanın ardından Selanik, İzmir, Kordon ve Kemeraltı gibi hikayenin geçtiği ikonik mekanları, semtleri ve şehirleri dönemin mimari diline uygun olarak yeniden inşa etti. Binlerce yaralı askerin tedavi altında olduğu bir hastane, esir düşen şehrin kahramanlarının tutulduğu bir hapishane ve işgalcilerin büyük karargahı inşa edilen dekorun göze çarpan yapılarının başında geliyor.

Balkan Harbi ve İzmir’in işgal dönemiyle başlayan, kimin hain, kimin kahraman olduğunun ilk bakışta asla anlaşılamayacağı büyük bir savaşın içerisinde, parçalanan bir ailenin yeniden bir araya gelme hikayesini ekrana taşıyacak “Vatanım Sensin”büyülü, tutkulu ve unutulmaz bir aşkın, bir savaşın gölgesinde ayakta kalma mücadelesidir.

Vatanım Sensin Konusu ve Hikayesi

Azize üç çocuğu ve kayınvalidesi ile zorlu bir mücadelenin içinde bulur kendini… Canından çok sevdiği kocasının yokluğuyla ve savaş yıllarının zorluklarıyla mücadele ederek yetiştirir çocuklarını.

1919 yılında, Yıldız güzeller güzeli, gözü yükseklerde bir genç kız, Hilal ise memleket sevdalısı mücadeleci bir genç kız olmuştur. Ali Kemal ise gönlündeki aşk acısıyla ve kendisine dair öğrendiği hazin sırla yaşamaya çalışan serseri bir mayın gibidir. Azize her birinin dertleriyle uğraşmaya çalışırken, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği haberi ile sarsılırlar. Oysa bu işgal onlara yıllar önce kaybettikleri birini geri getirecektir. Ama hiç ummadıkları bir şekilde…

Üst üste mağlubiyetle biten savaşlardan yorgun düşmüş bir milletin, en son ve en büyük sınavına hazırlandığı 1919 senesinin baharı, Azize ve Cevdet’in de hayatlarında yeni bir dönemi başlatacaktır.

Görünür ve görünmez düşmanların gölgesinde, yolları tekrar kesişecek, hayatları bu kesişme yüzünden alt üst olacaktır. Zaferler ve mağlubiyetler görecekler, ayrılıklar ve kavuşmalar yaşayacaklar, umudun ve buhranın ateşiyle yanacak ve gerçek sevginin, gerçek vefanın, gerçek ihanetin ne olduğunu öğreneceklerdir. Cevdet ve Azize’nin hikayesi, küllerinden doğan yepyeni bir ülkenin kaderiyle bir yazılacaktır.

Vatanım Sensin ; Savaşın acımasız ortamında vazifeleri ve vicdanları arasına sıkışanların, aşklarını yine de yeşertmeye çalışanların,  her şeye rağmen bir arada kalmaya gayret eden bir ailenin, esaretten özgürlüğe doğru çıkılan amansız bir yolun hikayesidir bu…

Yapım: O3 Medya

Yönetici Yapımcı: Onur Güvenatam

Yapımcı: Nermin Eroğlu

Yaratıcı Yapımcı ve yönetmen: Yağmur Taylan, Durul Taylan

Senaryo: Necati Şahin, Nuran Evren Şit

Müzik: Serdar Ateşer

Vatanım Sensin Oyuncuları

Oyuncular: Halit Ergenç (Cevdet), Bergüzar Korel (Azize), Onur Saylak (Tevfik), Senan Kara (Veronika), Baki Davrak (Vasili), Şebnem Hassanisoughi (Eftelya), Celile Toyon (Hasibe), Boran Kuzum (Leon), Pınar Deniz (Yıldız), Miray Daner (Hilal), Kubilay Aka (Ali Kemal), Hakan Salınmış (Eşref), Aslı Omağ (Marika), Mert Denizmen (Yinon), Yasemin Szawlowski (Eleni), Emre Şen (Hacimihalis), Ercan Yazgan (Hristo)

Halit Ergenç

Cevdet

Vatanı için yiğit bir asker, çocuklarına şefkatli bir baba, karısına tutkun bir aşık, anasına ise hayırlı bir evlattır. Cevdet’in en büyük vasfı aynı zamanda zaafı: vazifesine olan tutkusu, kırılmaz inadı, erdemleri…

Bergüzar Korel

Yüzbaşı Cevdet’in karısı, Ali Kemal, Yıldız ve Hilal’in anası, Hasibe’nin kızı gibi sevdiği gelini, ahu gözlü bir balkan güzelidir. Hemşire olan Azize işi gereği soğukkanlı, kuvvetli, fedakar, yeri geldiğinde sert, ama her daim vicdanlı, sözünün eri, lafını sakınmayan, onurlu bir kadındır.

Onur Saylak

Tevfik

Gözü açık, hırslı bir Yüzbaşıdır Tevfik. Kaybedecek hiç bir şeyi,  tutunacak hiç bir değeri yoktur… Kan kardeşi Cevdet’in başarılarını içten içe kıskanır. Çocukken aşık olduğu kızla yıllar sonra Cevdet evlenir. Aşkını da içine atar Tevfik. “Düşmandan tehlikelidir, bazısının dostluğu…” demişler. Tevfik tam da bunun ispatıdır.

Senan Kara

Veronika

Yunan Komutanı Vasili’nin eşi, Leon’un annesi olan Veronika, yıllar önce ilk çocuğunu kaybettiği günden beri ruhunun bir yarısı eksik, kendi hafif esrik, bazen buhranlı, bazen şen kahkahalar atan, kocasına ise çok derine gömdüğü bir öfke barındıran, oldukça alımlı, delişmen tabiatlı bir kadındır.

Baki Davrak

Vasili

İzmir işgalini gerçekleştiren Büyük Yunan Komutanı Vasili, başarılı, gözü kara, zeki acımasız bir milis Kumandan. Gözünü kırpmadan oğlunu bile ateşe atacak kadar bağlı ilkelerine…

Şebnem Hassanisoughi

Eftelya

Bir meyhanede Rum şarkıcı olan Eftalya, neşeli, çekici ve temiz yüreklidir. Tevfik ile ilişkisini alenen yaşamak, onunla evlenmek ister ancak gözü Azize’de olan Tevfik onu her daim oyalar. Kullanıldığını anladığı anlar da dahi Tevfik’e olan hastalıklı aşkından vazgeçmez.

Celile Toyon

Hasibe

Yüzbaşı Cevdet’in annesi Hasibe, haram yemez, doğru, iffetli, istikametli bir Osmanlı kadınıdır. Torunlarının sivri dilinden nasibini aldığı ancak dizinde ağladığı, gölgesinde nefeslendiği köklü, asil bir çınar olurken gelini Azize’nin de yol göstereni, feneri olmuştur adeta.

Boran Kuzum

Leon

Büyük Yunan komutanı Vasili’nin oğludur Leon. Zeki, eğitimli, başarılı Leon’un hayattaki en büyük sorunu babasıyla olan ilişkisidir. Babasının gözüne girmek için elinden geleni yapar ama bunu asla başaramaz.

Pınar Deniz

Yıldız

Azize ve Cevdet’in güzelliği dillere destan olan büyük kızıdır. Hem şımarık, hem çocuk gibi, hem arzulu, hem mesafeli, hem kırılgan hem hoyrat bir edası vardır. İyi bir yaşam, herkesçe kabul gören bir hanımefendi olmaktır dileği.

Miray Daner

Hilal

Cevdet ve Azize’nin küçük kızı olan Hilal; zeki, cevval, meraklı, şiir sevdalısı bir genç kızdır. Hilal için vatan her şeyden kıymetlidir. İşgal dönemi İzmir’inde babasına layık olmak, onun gibi kahraman, kudretli ve adil olmak  hayattaki en büyük gayesi olmuştur.

Kubilay Aka

Ali Kemal

Cevdet ve Azize’nin 3 çocuğundan en büyüğüdür Ali Kemal. Babasına hayran bir çocuk olarak büyür. Onun gibi güçlü, kudretli, kahraman olmak, silah atmak, asker olmak ister… Lakin ailesine düşkün, bu ele avuca sığmaz oğlanın kaderi, bir gün duyduğu hakikatle değişir…

İzmir'in İşgali

İzmir’in İşgali, I. Dünya Savaşı sonrasında Paris’te toplanan uluslararası barış konferansının kararıyla[kaynak belirtilmeli] İzmir kentinin 15 Mayıs 1919’da Yunanistan Krallığı tarafından işgaliyle başlayan ve 9 Eylül 1922’de Türk Ordusunun kente girmesiyle sona eren işgaldir

İşgal, İtilaf Devletleri’nin izniyle Yunan Yüksek Komiseri Aristidis Stergiadis komutası altında yapılmıştır. I. Dünya Savaşı’nda Yunan Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında herhangi bir askeri çatışma yaşanmaması sebebiyle işgal, İtilaf Devletleri arasında da tartışma konusu olmuştur. İşgale izin veren İtilaf Devletleri’nin ana amacı İtalyanların Anadolu’daki toprak kazançlarını dengelemektir. İtalya, Birleşik Krallık ve Fransa arasında 26 Nisan 1917’de yapılan St.-Jean-de-Maurienne antlaşması Yunan işgali ile uygulanamamış, çünkü İtalyanlara söz verilen İzmir bölgesi Yunanlar tarafından işgal edilmiştir. Yunanların eylemleri, Türk Kurtuluş Savaşı’nda İtalya-Türk Ulusal Hareketi arasında yakınlaşmaya sebep olmuştur.[kaynak belirtilmeli]İzmir kenti ile birlikte Ayvalık, iki kent arasındaki sahil şeridi, Çeşme yarımadası, Selçuk ve Belkahve’ye kadar İzmir’in arka alanı da işgal edilmiştir. Nisan 1920’den sonra Yunan ordusu İzmir’den harekete geçerek, Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon’a kadar Batı Anadolu’nun büyük bir bölümünü de işgal altına almıştır.

İzmir’in işgali düşüncesi 1919’un Şubat ortalarında Yunanistan başbakanı Venizelos’un önerisiyle, İngiltere başbakanı Lloyd George tarafından ortaya atıldı. ABD başkanı Wilson bu öneriye önce kesinlikle karşı çıktı, ancak 25 Mart olayında daha esnek bir tavrı benimsedi. 7 Mayıs’ta İngiltere, ABD ve Fransa, Yunan donanmasının İzmir’e gönderilmesinde hemfikir oldular. Karar 15 Mayıs’ta uygulandı.

Yunan işgali, Türk barış antlaşmasının imzalanmasına kadar sürecek bir güvenlik tedbiri olarak sunulmuştur. (I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’na göre, barış imzalanıncaya kadar İtilaf Devletleri’ne gerekli gördükleri limanları ve stratejik noktaları işgal etme yetkisi verilmişti.) İzmir Yunanistan’a ilhak edilmemiş, Yunan askeri kontrolü altında bir Türk vali tarafından yönetilmiştir.

10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması uyarınca İzmir ve Ayvalık beş yıl süreyle Yunan işgali altında Osmanlı egemenliğinde kalacak, bu sürenin sonunda hangi devlete katılacaklarına ilişkin plebisit (halkoylaması) yapılacağı yönünde karar alınmı, Türk ve dünya kamuoyu İzmir’in işgalini, Türk ulusuna yönelik bir hakaret ve nihai Yunan ilhakına yönelik bir adım olarak değerlendirmiştir.

İşgalin en büyük gerekçesi hazırlanan sahte raporlarla ilgili bölgedeki Rum sayısının Türk sayısından fazla olduğudur ve bu bölgenin Yunanlara verilmesinin kararlaştırılmasıdır. ABD başkanı Wilson buna önce karşı çıksa da sonradan daha yumuşak bir tavır göstermiştir. Wilson İtalyanların Akdeniz Bölgesi’ne izinsiz asker çıkardığı haberini aldı.[9] İtalyanların Anadolu içine sefer başlatmaları olasılığından şüphelendi ve dolayısıyla İzmir üzerinde olan Yunan hak iddialarına sıcak bakmaya başladı. Bunu İtalyanları cezalandırmak için iyi bir olanak olarak gördü ve Rumlara karşı yapılan zulüm hikâyeleri onu İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgal edilmesine onay vermesinde etkiledi

İzmir’in işgalinden önce, 14 Mayıs’ta İzmir istihkâmları işgal edildi. İngiliz birlikleri Karaburun ve Uzunada’yı, Fransız birlikleri Urla ve Foça’yı, Yunan birlikleri de Yenikale’yi işgal ettiler. 15 Mayıs 1919 sabahı İtilaf Devletleri donanmasının koruması altında Yunan askerleri İzmir rıhtımına çıktılar. İzmir’de ise buna karşı koyabilecek sadece 200 kişilik bir askeri birlik bulunuyordu. İzmir ve çevresindeki birliklerin başında bulunan Ali Nadir Paşa, Yunan askerlerine karşı koyulmaması ve silahları İtilaf Devletleri askerlerine teslim edilmesi için emir verdi.İzmirli Rumların sevinç gösterileri arasında geçit töreni yapan Yunan askerlerine ateş eden Hasan Tahsin bir Yunan askerini öldürdü, akabinde diğer Yunan askerlerinin ateşiyle hayatını kaybetti. Hasan Tahsin’in ateş ettiği kurşun, Türk Kurtuluş Savaşı’nı başlatan ilk kurşun olarak bilinir. Yunan askerleri bu olaya karşılık çevreye yaylım ateşi başlattılar. Askeri kışlada bulunan silahsız Türk askerlerini hedef alan yaylım ateşi, Türk askerlerinin teslim olmasına rağmen devam etti. Türk subayları ve askerleri dipçiklenerek ve süngülenerek öldürüldü. Zito Venizelos (Yaşasın Venizelos) diye bağırmayan Türk subayları süngüleniyordu. Ali Nadir Paşa ise Yunan askerleri tarafından tekmeleniyordu. Türk sivillere karşı öldürme, yağma ve tecavüz olayları başladı. İşgalin ilk günü İzmir’de 400 Türk öldürüldü. 15-16 Mayıs arası çevredeki köylerde ve kazalarda yaşanan olaylar ile 5.000 kadar Türk öldürüldü. 19 Mayıs 1919 tarihli New York Times gazetesi, işgalin ilk günü 800 Türk’ün ve 100 Yunanın öldüğünü yazdı. 15 Mayıs günü sonunda toplam 20.000 Yunan askeri İzmir ve etrafındaki bölgeye çıkarılmıştı.

16 Mayıs sabahı İzmir’in işgalini duyan 800 kadar yerli Rum, Türk köylerine saldırmaya başladı. Savunmasız insanlar öldürüldü ve malları yağmalanmaya başlandı. Urla’daki Türk mahalleleri Rumlar tarafından kuşatılmaya başlandı. Bunun üzerine 56. Tümene bağlı 173. Alay Komutanı Yarbay Kâzım Bey yanında bulunan 18 er ve birkaç jandarma ile kasabayı savunmaya başladı. İlk Rum saldırısı püskürtüldü. Aynı gün bu olayı öğrenen kasabadaki Türk halkı, Urla’daki askeri silâh deposunda bulunan 120 silâhı ve cephaneyi alarak, 120 kişilik bir milis kuvveti meydana getirmiş, böylece Batı Anadolu’da ilk Kuva-yi Milliye birliği doğmuştur. Bunu çevrede hızla başka milis kuvvetlerinin kuruluşu izlemiştir

Son Haberler, Son Dakika Haberleri
Haber İçin Yorumunuz
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Güvenpark'a Cami Yapılacak mı Melih Gökçek Yanıtladı
Güvenpark'a Cami Yapılacak mı Melih Gökçek Yanıtladı
Son Haberler Dünya Haber Siteleri Referandum Sonuçlarını Manşetten Verdi
Son Haberler Dünya Haber Siteleri Referandum Sonuçlarını Manşetten Verdi